Kıymalı Pide

Cuma, Şubat 17, 2012
fotoğraf akşam çekildiği için malesef çok dikkat çekici değil :(

İstanbul'da dışarıda yemek yediğimiz zamanlarda bazen tercihimiz pide olurdu. Geçenlerde aklıma düştü, en son ne zaman yedim hatırlamıyorum bile. Buralarda zaten bulmanın imkanı yok ya, iş başa düştü bir deneyeyim dedim.

Daha önce evde pide yapmayı hiç ama hiç denemedim. Birçok siteyi karıştırdım, kendime göre bir malzeme listesi oluşturdum, yaptım yedik. İlk ısırığımızda hem ben hem eşim o kadar çok beğendik ki, farklı farklı yerlerde yediğimiz tüm pidelerden daha iyi olduğuna kanaat getirdik. Elbette ki pideyi çok iyi yapan yerler vardır, ben şu an balık hafızamla restoran isimleri hatırlamıyorum ama yediğim en güzel pideydi demem yanlış olmaz.

Bu kadar çok beğenince, ev sahiplerine olan sözümü pide ile tutmak istedim. Blogumu takip edenler biliyor, Aralık ayında evimize fırın ve buzdolabı gibi eşyalar alınmıştı ve bunların nakliyesi konusunda ev sahibimiz Jan çok yardımcı olmuştu. Ben de onlara yeni fırınla bir börek pişirmeye söz vermiştim.

Börek için eşimin İstanbul'dan yufka getirmesini bekledim ama gidemedi. Benim yufka açma deneyimim de pek hoş sonuçlanmadı. Çünkü burda hiç bir yerde oklava yok, merdane var ama merdane ile de ancak belli bir incelikte açılabiliyor, pek güzel olmadı. Ben de daha da uzatmadan pide yapayım dedim. Geçen haftaki ilk deneyimimin ardından dün akşam da onlar için yaparak tecrübelendim. Bugün de eşim götürdü bakalım beğenecekler mi merakla bekliyorum.

Tarifine gelirsek (bütün yemekler gibi ölçme konusunda çok tutarsızım göz kararı yapıyorum ama mümkün olduğunca ölçü vermeye çalışacağım)

Vereceğim ebatlardan yaklaşık 5 tane kocaman  pide çıkıyor (fırın tepsisi uzunluğunda, bir pide tek başına doyurmaya yetiyor ama ben aç gözlüyüm derseniz 1,5 porsiyon tıka basa doyuruyor)

Hamuru için:
Yaklaşık 300-350 gr un (ben 1 kg lık paketin üçte birini falan koyuyorum) bir kaba alınır. Üzerine biraz tuz, bir paket instant kuru maya (dr oetkerin küçük paketleri var ya onlardan) koyuyorum. Önce biraz zeytin yağı gezdiriyorum (toplamda 3-4 çorba kaşığı kadardır), sonra da yavaş yavaş su ilave ediyorum. Ununa göre alacağı su değişecektir ama toplamda 1 yada 1,5 su bardağı su yeterli olmuş olacak.

Hamuru iyice yoğurup yumuşak bir hamur elde edince dinlenmeye bırakıyoruz. Dinlenme süresi iç malzemesini hazırlamaya yetecek kadar çok değil.

İç malzeme:
250 gr kadar kıyma,
1 orta boy rondodan geçmiş soğan,
1 adet çarliston biber (rondodan geçirilmiş),
2 adet domates (rondodan geçirilmiş),
biraz karabiber,
biraz kekik,
biraz nane,
isterseniz pul biber,
isterseniz kıyılmış maydanoz (ama çok olmasın, aroması fazla baskın olabilir, bir kaç sap yeterli, bir  ben maydanoz koymuyorum, burda zor bulunur kendileri )

Bütün malzemeleri elimizle iyice karıştırıyoruz, köfte yapar gibi. Köfte gibi kıvamlı değil vıcık vıcık bi karışım oluyor.

Bu arada biraz daha hamur beklemiş olsun diye üzerine koymak için kaşar peyniri rendeliyoruz. 200 gr kaşar peyniri yeterli oluyor.

Bir de fırın tepsilerini hazırlayalım, sonradan eller batık olacak. Fırın tepsilerine yağlı kağıt koyuyorum ben ayrıca yağlamıyorum, eğer kağıt kullanmazsanız yağlayın.

Şimdi hamuru açmaya başlayabiliriz. Biraz kabarmış olmalı, çok değil ama olsun. Hamuru bir elma büyüklüğünde parçalara bölüyoruz. Bu miktarlardan 5 parça kadar çıkacak.

Sonra elde yuvarlatıp, un ile açmaya başlıyoruz. Tek bir yöne açarak uzun oval bir hamur elde ediyoruz. Bu hamuru iç malzemesini koymadan tepsiye almalı, çünkü malzeme koyunca tepsiye şeklini bozmadan taşımak mümkün değil. Tepsinin içindeyken kıymalı harcı bolca koyup (harcı da 5 parçaya ayırabilirsiniz) üzerine rendelenmiş kaşar ilave ediyoruz ve kenarlarını içe doğru katlıyoruz. En son olarak da kenarlara yumurta sarısı sürüyoruz.

Son iki hamurun hazırlarken ben fırını açıyorum ısınması için ve hepsini birden 230 derecelik fırında 15-20 dakkada pişiriyoruz. Kenar hamurlarının rengi dönmeye başlayacak ve kıymalı bölüm de fokurtular görülecek. Piştikten sonra üzerine biraz su sıçratıp naylon örterek yumuşamaya bırakmalı, yoksa kenarlar çok sert oluyor.

Güncelleme: Birkaç gün sonra hediye ettiğimiz pide için geri dönüş aldık, çok beğenmişler ve tarifini istediler. Ev sahibimiz demiş ki herhalde 3-4 denemeden sonra hanım ancak yapabilir :))
Read On 3 enfes yorum

Kandil Simidi

Pazartesi, Ocak 30, 2012

Fırına kavuşunca yapacaklarımın başında kandil simidi geliyordu ki, eşim çok sever ancak en son ne zaman yediğimizi hatırlayamıyorum. Daha önce yeğenim evde denemişti ve ben onun yaptıklarını hazır simitlere çok benzetmiştim. Ondan tarifini istedim o da yazdı. Hafta sonu denedim, gayet başarılı olmuştu fakat sanırım mahlep koyamadığım için tam da aynısı olmadı. Bir de hazırlarken gayet ince yapmama rağmen, fırında şiştiklerinden biraz tombul simit oldular:) Bundan sonra daha ince yapmalıyım.

Malzemeler şöyle:
*250 gr tereyağı ( oda sıcaklığında)
*1 paket kabartma tozu
*4 su bardağı un
*1 tatlı kaşığı mahlep
*1 tatlı kaşığı tuz
*1 tatlı kaşığı şeker
*1 tatlı kaşığı sirke
*1 çay bardağı zeytinyağı
*1 çay bardağı yoğurt

Ben iki kişi olduğumuz için yarım ölçü yapıyorum ve bundan bir tepsi çıktı (yaklaşık 25 tane simit)

Hem bu tarifte hem de diğer susam kullanılan tariflerde neden eskisi gibi susamların kararmadığına kafayı takıyordum. Eskiden susamlar kurabiyelerin üzerinde fırında pişerken kararır hatta bazen yanardı. Şimdi beyaz kalıyorlar ve artık susamlar eskisi gibi daha koyu renkte değil, bembeyaz halde satılıyor. Bu susamın cinsi ile mi yoksa önceden işlemden geçirilmiş olup olmaması ile mi alakalı bilmiyorum. Galiba koyu renk susamlar kavrulmuş olarak satılıyordu. Bu konuyla ilgili ne yapabileceğimi araştırınca Acemi Şef'in simit yapmak için önceden susamları teflon tavada kavurduğunu gördüm. Ben de bundan sonra öyle yapacağım çünkü bu beyaz susamlar gözüme hiç normal gözükmüyor nedense, alıştığım gibi değil.
Read On 1 enfes yorum

Fırında Brokolili Tavuk

Pazar, Ocak 15, 2012

Bir kaç ay önce Szeged'de bir restoranda brokolili tavuk yemeği yemiştim. Öyle hoşuma gitmişti ki fırınım olduğunda deneyeceklerim arasındaydı (evdeki mevcut fırın çok eski olduğundan kullanmıyordum, 20 gün kadar önce yeni fırınım geldiğinden beri aklımdaki her yemeği deniyorum sırayla). Brokolinin tadını tek başına pek sevmiyorum. Genelde çok değişik tatlara da izin vermiyor, ancak bu yemekte brokolinin tadı hem o kadar baskın değil hem de çok lezzetli.

Restoranda yediğim yemeğin tarifini bilmiyorum elbette, yerken çıkarmaya çalıştığım tatlardan itibaren kendim hazırladım. İlk lokmamı aldığımda "aa ne kadar da benzemiş dedim" sesli olarak. Tek bir farkı onda peynir tadının bir miktar daha baskın olmasıydı.


İlk başta kemiksiz tavuk parçalarını mümkün olduğu kadar ince kestim ve fırın kabına dizdim. Kabı öncesinde bir miktar yağlamakta fayda var yapışmaması için. Üzerine sadece tuz ve karabiber gezdirdim. Ardından rendelediğim peynirlerin bir kısmını koydum.

Daha sonra başka bir tencerede haşladığım brokolileri dizdim. Öncesinde daha yassı olması için bıçakla kestim çok yuvarlak olanları. Yine üzerine tuz, karabiber ve kalan peynirden koydum. Bu katta biraz zeytinyağı gezdirdim.

Yukarıda bahsettğim gibi benim peynirim fazla keskin tatlı değildi. Burada bulunan gauda peyniri daha iyi olacaktı sanırım. Türkiye'de ise dilim halinde satılan burger peynirlerinin yada cheddar peynirleri daha uygun olabileceğini düşünüyorum. Rendelemeden doğrudan dilim halinde de konulabilir.

En üstte de beşamel sos döküp fırına veriyoruz. Beşamel sosu ben yarım yağlı süt ve un ile yapıyorum içine bir tutam da karabiber ekliyorum. Peynirin tamamı beşamel sos içine de katılabilir pişme aşmasında.

Fırında üzeri kızarınca (15 dakka kadar) yemeğe hazır demektir. Tavuk zaten çok çabuk pişiyor. Yerken eşimle acaba içine başka bir baharat ya da sebze koysa mıydım diye konuştuk. O da yiyecekler arası uyum konusunda iyi bir öngörüye sahiptir. Onun fikri ise kesinlikle karabiber ve tuzun yeterli olduğu mevcut malzemeler dışında bir ilaveye gerek olmadığı idi. Bütün tatlar birbiriyle uyumlu olmuştu.
Read On 2 enfes yorum

Fırında Patatesli Ispanak

Cumartesi, Ocak 14, 2012

Bu yemeği akşam saatlerinde fotoğrafladığım için görüntüsü pek iyi olmasa da, lezzeti mükemmeldi. Eşim yediğinde ıspanak sevmeyenler bile bunu sevebilir dedi.

Geçenlerde bildiğimiz tariflerin aksine ıspanakla yapılabilecek değişik şeyler araştırıyordum ve nepisirsem.com da buna benzer bir tarif gördüm. Benzer diyorum çünkü ben yine değiştirdim. Tarif şöyle

4-5 tane patatesi haşlıyoruz ve haşlandıktan sonra kabuklarını soyup püre kıvamına getiriyoruz. Ben rendeleyerek yaptım. Sonra içine ıspanakları katıyoruz ki bu aşamada ıspanaklarınız taze ise öncesinde bir tencerede kendi suyuyla birkaç dakka pişirmek lazım. Burada taze ıspanak bulunmuyor hep dondurulmuş var. Çözüldükten sonra patateslerin içine kattım ben tekrar pişirmeden. Bu karışıma 3-4 yumurta kırılır, biraz tuz ve karabiber, birkaç çorba kaşığı zeytinyağı konur. Çok cıvık olursa bir iki kaşık un eklenebilir ve ben bir de yarım paket kabartma tozu ekledim. Bir de kalan beyaz peynirim vardı içine onları ilave ettim.

Karıştırıp fırın kabına alıyoruz ve üzerine kaşar peyniri rendesi koyarak fırına veriyoruz. Piştiğinde keserek servis yapılıyor ancak kek gibi çok kuru bir kıvamda değil. Daha çok lazanya gibi yumuşak kıvamlı bir yemek oldu.


Yukarıda söylediğim miktarlardan iki kap yemek çıktı ama benim kaplarım çok büyük değil. Ancak 2 kişiye tek bir kap rahatlıkla yetiyor dolayısıyla bu dört kişilik yemek oldu.

Üzerine sarımsaklı yoğurt döktüm ama sade hali bile çok güzeldi. Ispanak yemeyen çocukların bile bayılacağına eminim.
Read On 1 enfes yorum